Arabuluculukta Gizlilik İlkesi: Görüşmelerdeki Beyanlar Davada Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Kural olarak hayır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 2013 yılında yürürlüğe girdiğinden bu yana 5. maddesiyle arabuluculuk görüşmelerinde yapılan beyan, teklif ve belgelerin sonraki bir davada veya tahkimde delil olarak kullanılmasını yasaklıyor. Bu yasağın yalnızca iki istisnası var. Bir kanun hükmünün açıklamayı emretmesi veya açıklamanın arabuluculuk sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olması. 2018'den bu yana giderek genişleyen dava şartı arabuluculuk uygulamasında bu kural, sürecin güvenilirliğini koruyan en kritik güvencelerden biri.
Bir trafik kazası tazminat uyuşmazlığında sigorta şirketiyle arabulucu önünde oturduğunuzu düşünün. Karşı taraf vekili görüşme sırasında "kusurun bir kısmını kabul ediyoruz" diyor ama anlaşma sağlanamıyor ve dosya mahkemeye taşınıyor. Bu cümle şimdi davada sizin lehinize delil olarak kullanılabilir mi? Pek çok mağdur ve hatta bazı meslektaşlar bu konuda yanılıyor, çünkü cevap göründüğü kadar basit değil.
📑 İçindekiler
Gizlilik İlkesi Nedir ve Hangi Amaca Hizmet Eder?
Hangi Beyanlar Delil Yasağı Kapsamına Girer?
Kanunun Tanıdığı İstisnalar
Tartışmalı Nokta: Sınır Nerede Çiziliyor?
Gizlilik İhlal Edilirse Ne Olur?
Taraflar İçin Pratik Öneriler
Gizlilik İlkesi Nedir ve Hangi Amaca Hizmet Eder?
6325 sayılı Kanun'un 4. maddesi arabulucuya, görüşmeler sırasında edindiği bilgi ve belgeleri gizli tutma yükümlülüğü yüklüyor. Aynı maddenin devamı, taraflara ve görüşmeye katılan üçüncü kişilere de bu gizlilik yükümlülüğünü genişletiyor. Amaç tek cümleyle özetlenebilir, tarafların çekinmeden konuşabilmesi.
Bir iş kazası dosyasında işveren temsilcisi, dava açılma ihtimaline karşı tedirgin olduğu için arabulucu önünde net konuşmaktan kaçınabilir. İşte gizlilik ilkesi tam da bu tedirginliği ortadan kaldırmak için var. Taraf, söylediği bir şeyin yarın karşısına delil olarak çıkmayacağını bilmeden gerçek bir uzlaşma teklifi sunamaz. Bu güvence olmadan arabuluculuk, gizli bir ön-duruşmaya dönüşür ve kurumun işlevi ortadan kalkar. Nitekim dava şartı arabuluculuk kapsamı 2018'de iş hukukuyla başladıktan sonra 2019'da ticari uyuşmazlıklara, kısa süre sonra da tüketici uyuşmazlıklarına kadar genişledi ve gizlilik güvencesinin önemi her yeni alanda yeniden gündeme geldi.
Hangi Beyanlar Delil Yasağı Kapsamına Girer?
Kanunun 5. maddesi yasağın kapsamını geniş tutuyor. Görüşme sırasında ileri sürülen çözüm önerileri, bir tarafın belirli bir noktada taviz vermeye hazır olduğuna dair ifadeler, arabulucunun süreci yönetirken yaptığı değerlendirmeler ve sırf bu süreç için hazırlanan belgeler yasağın kapsamına giriyor. Önemli olan ifadenin arabuluculuk sürecine özgü olarak ortaya çıkmış olması.
Tıbbi hata iddiasıyla yürütülen bir arabuluculukta hastane tarafının "süreci hızlandırmak için belli bir miktar ödemeyi değerlendirebiliriz" demesi tipik bir örnektir. Bu cümle bir kusur kabulü gibi okunabilir ama hukuken bir uzlaşma çabasıdır, itiraf değildir. Dosya sonradan mahkemeye taşınırsa bu ifade davada delil olarak ileri sürülemez ve tanıklığa da konu edilemez.
Kanunun Tanıdığı İstisnalar: Ne Zaman Delil Olarak Kullanılabilir?
Yasağın mutlak olmadığını da söylemek gerekir. İlk istisna, arabuluculuk sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için bilginin açıklanmasının gerekli olduğu durumlardır. İkinci istisna, bir kanun hükmünün bu bilginin açıklanmasını emrettiği durumlardır. Üçüncü ve sık karıştırılan nokta ise, bir bilgi veya belge arabuluculuktan bağımsız olarak zaten elde edilebilir durumdaysa, yalnızca arabuluculukta da gündeme gelmiş olması onu delil olmaktan çıkarmaz.
Örneğin kaza tespit tutanağı ya da hastane kayıtları, arabuluculuk masasında da konuşulmuş olsa dahi bağımsız birer belge olarak davada kullanılabilir. Yasak yalnızca sürecin kendine özgü ürettiği beyan ve teklifleri korur, önceden var olan delilleri değil.
Tartışmalı Nokta: Sözlü Kabul İle Yazılı Belge Arasındaki Sınır Nerede?
Uygulamada en çok tartışılan konu, bir tarafın arabuluculukta sözlü olarak söylediği bir şeyin daha sonra yazılı bir belgeye yansımasıdır. Bazı meslektaşlar, belge arabuluculuk dışında bağımsız bir şekilde düzenlendiyse içeriğinde arabuluculukta konuşulanların izi olsa bile kullanılabileceğini savunuyor. Bu yaklaşımın gizlilik ilkesini fiilen boşalttığını düşünüyoruz.
Kanunun amacı dikkate alındığında doğru yaklaşım, kaynağı arabuluculuk sürecine dayanan her türlü bilginin, hangi belgeye aktarılırsa aktarılsın yasak kapsamında kalmasıdır. Aksi yorum, tarafları görüşme sırasında temkinli konuşmaya iterek arabuluculuğun dava öncesi gerçek bir çözüm arayışı olma işlevini zayıflatır. Karşı görüşü anlamak mümkün, çünkü ispat hukuku açısından her bilgiyi kaynağından koparmak zor. Ama bu zorluk, gizlilik güvencesini delik deşik etmenin gerekçesi olamaz.
Gizlilik İhlal Edilirse Ne Olur?
Gizlilik yükümlülüğünün ihlali yalnızca delil yasağıyla sınırlı kalmıyor. Kanun'un 33. maddesi, gizlilik yükümlülüğüne aykırı davranarak bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişinin, şikâyet üzerine altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını düzenliyor; doğan zarar için genel hükümlere göre tazminat da istenebilir. Bir arabulucunun görüşmede edindiği bilgiyi üçüncü bir kişiyle paylaşması ya da bir tarafın görüşme içeriğini sosyal medyada anlatması, hukuki ve disiplin sorumluluğu doğurabilecek bir davranıştır.
Toplu davalarda bu risk daha da büyür. Aynı olaydan etkilenen birden fazla kişinin ayrı ayrı arabuluculuğa gittiği bir asbest maruziyeti dosyasında, bir görüşmede paylaşılan bilginin diğer dosyalara sızması hem gizliliği hem de tarafların eşit şartlarda müzakere etme hakkını zedeler.
Arabuluculuk Sürecinde Taraflar İçin Pratik Öneriler
Görüşme öncesi hangi belgelerin bağımsız delil niteliği taşıdığını, hangilerinin yalnızca uzlaşma amacıyla hazırlandığını ayırın.
Arabulucudan, görüşme tutanağına yalnızca anlaşma veya anlaşmazlık sonucunu yazmasını, taraf beyanlarının detayına girmemesini isteyin.
Önemli bir teklif sunacaksanız bunu "kabul" değil "uzlaşma amaçlı öneri" olarak ifade edin.
Görüşme sırasında paylaşılan bilgiyi dosya dışındaki kişilerle, hatta aynı konudaki başka bir dava tarafıyla paylaşmayın.
Anlaşma sağlanamazsa, arabuluculuk tutanağının yalnızca dava şartının yerine getirildiğini gösteren kısmını dosyaya sunun.
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculukta söylenen her şey mutlaka gizli midir?
Evet, süreç kapsamında ortaya çıkan beyan, teklif ve değerlendirmeler gizlidir. Ancak arabuluculuktan bağımsız olarak var olan belgeler, örneğin kaza tutanağı, bu korumadan yararlanmaz ve davada normal şekilde delil olarak kullanılabilir.
Arabulucu, görüşmede öğrendiklerini mahkemeye tanık olarak anlatabilir mi?
Hayır. Arabulucu, görüşme sırasında edindiği ve Kanun'un 5. maddesinde sayılan beyan ve belgeler hakkında tanıklık yapamaz. Bu yasak, yalnızca bir kanun hükmünün emrettiği veya anlaşmanın icrası için gerekli olduğu ölçüde esnetilebilir.
Gizlilik yükümlülüğü görüşme bittikten sonra da devam eder mi?
Evet, gizlilik yükümlülüğü sürecin sona ermesiyle ortadan kalkmaz. Arabulucu ve taraflar, görüşmede edinilen bilgileri süre sınırı olmaksızın gizli tutmakla yükümlü kalır.
Taraflar gizlilikten kendi rızalarıyla vazgeçebilir mi?
Kısmen. Taraflar, Kanun'un 4. maddesindeki gizlilik yükümlülüğü bakımından aksini kararlaştırabilir. Ancak 5. maddede sayılan beyan ve belgelerin davada delil olarak kullanılamaması kuralı tarafların anlaşmasıyla kaldırılamaz ve hâkim bu beyanları hükme esas alamaz.
Arabuluculukta gizlilik ilkesi, kurumun her geçen yıl daha fazla uyuşmazlık türünü kapsamasıyla birlikte önemini artırıyor. Özetle: Arabuluculukta söylenenler kural olarak odada kalır. Davaya taşınan bir uyuşmazlıkta bu güvenceye güvenerek konuşmak, hem tarafların hem de sürecin bütünlüğü açısından doğru yaklaşımdır. Somut dosyanızda hangi bilginin bağımsız delil sayılıp hangisinin yasak kapsamında kaldığını değerlendirmek için bir hukuk uzmanından destek almanız, olası bir ihlalin önüne geçmenin en güvenli yoludur.
⚠️ Yasal Uyarı
Bu blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir.
Son güncelleme: Ekim 2026


Yorumlar