top of page

Anayasa Mahkemesi'nin KTK m.90 Kararından Sonra Sigorta Şirketinin Tazminat Hesabı

gezgincikina
29 Eki
3 dakikada okunur

Anayasa Mahkemesi, Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesini iki kez iptal etti. Son iptal kararı 29 Aralık 2022 tarihini taşıyor ve 14 Şubat 2023'te Resmî Gazete'de yayımlandı. Bu karar sonrasında sigorta şirketlerinin trafik kazası tazminatını kendi "genel şartlar" usulüne göre değil, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine göre hesaplaması gerekiyor. Mağdur için bu fark, hesaplanan tutarda gözle görülür bir değişime yol açabiliyor.

Sigorta şirketinin teklifi ile dosyadaki gelir belgeleri karşılaştırılmalı.

Anayasa Mahkemesi KTK m.90'ı Neden İki Kez İptal Etti?

Anayasa Mahkemesi, sigorta şirketlerine tazminat hesabında kendi hazırladıkları "genel şartlar"a dayanma yetkisi veren hükmün mağdurun mülkiyet ve yaşam hakkını zedelediğine karar verdi. İlk iptal 17 Temmuz 2020 tarihli kararla geldi ve 9 Ekim 2020'de Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun koyucu bu boşluğu 2021 yılında 7327 sayılı Kanun'la doldurmaya çalıştı ve maddeye yeni bir fıkra ekledi.

Örneğin bir trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınları sigorta şirketine başvurduğunda karşılarına genellikle şirketin kendi iç tablosuna göre hazırlanmış bir teklif çıkar. Bu teklif, kazadan hemen sonra imzalanan bir ibraname ile kesinleşirse mağdur gerçek zararını talep etme hakkını büyük ölçüde kaybedebilir. Anayasa Mahkemesi'nin 2022 yılının son günlerinde verdiği ve 14 Şubat 2023'te yürürlüğe giren kararı, 2021'deki bu yeni düzenlemeyi de iptal etti.

Mahkemenin gerekçesi her iki kararda da benzer bir noktaya dayanıyor. Hesaplama yönteminin kanunla değil sigorta şirketlerinin kendi hazırladığı genel şartlarla belirlenmesi, mağdurun mülkiyet ve yaşam hakkını güvence altına almıyor. Bu nedenle madde iki ayrı dönemde, iki ayrı gerekçeyle Anayasa'ya aykırı bulundu. İki kararın arasında geçen süre, kanun koyucunun ilk seferde bulduğu çözümün de yeterli görülmediğini ortaya koyuyor.

İptal Kararı Örnek Bir Trafik Kazası Davasını Nasıl Değiştirir?

İptal kararı, hesaplamanın artık sigorta şirketinin kendi "genel şartlar" tablosuna göre değil, somut olayın özelliklerine göre yapılmasını gerektiriyor. Yukarıdaki örnekteki aile dosyasını hazırlarken artık sigorta şirketinin sunduğu hazır formülü değil, kazanın gerçekleştiği tarihteki kusur oranını, desteğin gerçek gelirini ve kalan yaşam süresini esas almalı. Mahkemeler bu hesaplamayı yaparken Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerini ve Yargıtay içtihadıyla şekillenen yaşam tablolarını kullanıyor.

Bu noktada hangi yaşam tablosunun esas alınacağı da ayrı bir tartışma konusu, çünkü seçilen tabloya göre hesaplanan tutar değişiyor. Örnekteki ailenin dosyasında kullanılması gereken tablo ile sigorta şirketinin teklifinde zımnen esas aldığı varsayım genellikle örtüşmüyor. Bu uyumsuzluk, iptal kararlarının pratikte neden hâlâ tartışmalı olduğunu gösteriyor.

Ayrıca kazanın gerçekleştiği tarih de önem taşıyor. Kaza, ilk iptal kararından önce mi sonra mı, yoksa iki iptal arasındaki dönemde mi gerçekleşti sorusu, dosyada hangi hükmün uygulanacağını belirliyor. Örnekteki ailenin kaza tarihi bu üç dönemden birine denk geldiğinde, uygulanacak hesap yöntemi de buna göre değişiyor.

Kusur oranının nasıl belirlendiği de hesaba doğrudan yansıyor. Örnekteki ailenin dosyasında kaza tespit tutanağında yazan oran ile bilirkişi raporunun önerdiği oran birbirinden farklı çıkabilir ve bu fark nihai tazminat tutarını da değiştirir. Bu nedenle kusur oranının hâkimi ne ölçüde bağladığı sorusu, KTK m.90 tartışmasının ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

Sigorta Şirketinin Teklifi ile Gerçek Hesap Neden Birbirinden Uzaklaşır?

Bu fark, sigorta şirketinin teklifini hâlâ iptal edilen yönteme yakın bir mantıkla, yani kendi standart tablosuna ve iskonto varsayımına göre hazırlamasından kaynaklanıyor. Mağdurun önüne gelen ilk teklifi, Anayasa Mahkemesi kararlarının getirdiği güvenceyi tam yansıtan nihai bir hesap olarak görmek yanıltıcı olabilir. İptal kararlarının gerekçesi, hesaplamanın sigorta şirketinin tek taraflı belirlediği bir usule değil, somut olayın gerçek verilerine dayanmasını istiyor.

Örnekteki ailenin dosyasında, sigorta şirketinin teklifi ile zorunlu sigortaya başvuru sonrası mahkemece hesaplanan tutar arasında önemli bir makas oluşabiliyor. Bu makasın büyüklüğü, dosyadaki gelir belgelerinin niteliğine ve kusur oranının nasıl belirlendiğine göre değişiyor. Teklifi erken aşamada ve ibraname imzalayarak kabul etmek, bu makası kapatma ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Karşı görüş olarak, sigorta şirketlerinin standart bir tabloya dayanmasının süreci hızlandırdığı ve mağduru uzun bir dava sürecinden koruduğu ileri sürülebilir. Ancak hız ile doğruluk aynı şey değil. Bir teklifin hızlı gelmesi, o teklifin Anayasa Mahkemesi'nin çizdiği çerçeveye uygun hesaplandığı anlamına gelmiyor. Nitekim mahkemenin aynı maddeyi iki kez iptal etmesi, sigorta şirketinin kendi usulüne duyulan güvenin sınırlı olduğunu da gösteriyor.

Teklifi imzalamadan önce hesaplama yöntemini sorgulamak hak kaybını önler.

Mağdur Teklifi Değerlendirirken İlk Hangi Adımı Atmalı?

Mağdurun atması gereken ilk adım, sigorta şirketinin teklifini imzalamadan önce teklifin hangi yönteme göre hesaplandığını yazılı olarak sorgulamak. Örnekteki aile bu sorgulamayı yaptığında, teklifte kullanılan gelir ve yaşam süresi varsayımlarının dosyadaki belgelerle örtüşüp örtüşmediğini görebilir. Bu bilgi, arabuluculuk görüşmesine ya da dava sürecine daha donanımlı girmeyi sağlıyor.

Somut bir sayıyla ilerlemek isteyen bir mağdur için pratik ilk adım, sigorta şirketinden teklifin hesap detayını yazılı olarak talep etmek ve bu detayı dosyadaki gelir belgeleriyle karşılaştırmaktır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun güncel metni ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bu karşılaştırmanın hukuki çerçevesini oluşturuyor. Bu ilk adım atılmadan verilen bir onay, mağdurun hak kaybını kalıcı hale getirebilir. Kağıt üzerinde küçük görünen bu fark, çoğu zaman ailenin sonraki yıllardaki geçim düzeyini belirleyen bir karara dönüşüyor.

⚠️ Yasal Uyarı

Bu blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir.

Son güncelleme: Ekim 2026

Yorumlar


bottom of page