Belediyenin Hizmet Kusuru: Bakımsız Kaldırım ve Yollarda Yaralanmada İdari Yargı Yolu
Bakımsız bir kaldırımda ayağı kayıp düşen ya da yoldaki çökme nedeniyle yaralanan bir kişi, davayı çoğu zaman asliye hukuk mahkemesinde açmayı düşünür. Oysa zarar salt belediyenin bakım eksikliğinden doğuyorsa doğru yol idare mahkemesinde açılacak tam yargı davasıdır. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, zararın meydana geldiği tarihten itibaren ise her halde 5 yıl içinde önce idareye yazılı başvuru yapılması gerekir. Bu süre gözden kaçırıldığında dava hakkı fiilen kaybedilir.
📑 İçindekiler
Yargı Yolu Neden Tartışmalı?
Hizmet Kusuru Kavramı
Trafik Kazası ile Yaya Düşmesi Arasındaki Sınır
Tam Yargı Davası Süreci
Görev Tereddüdü Varsa Ne Yapılmalı?
Kaldırımda Düşme Kaynaklı Zararlarda Yargı Yolu Neden Tartışmalı?
Bu tartışma, zararın bir araçtan mı yoksa idarenin bakım ihmalinden mi kaynaklandığına göre çözülür. Olayda araç yoksa mesele kural olarak idare hukukunun alanına girer. Bir araç varsa farklı bir kanun hükmü devreye girer ve görev tamamen değişir.
Örneğin bir yaya, kaldırımdaki kırık bir rögar kapağına basarak düşer ve bacağını kırar. Olayda herhangi bir araç yoktur. Bu durumda zarar doğrudan belediyenin yolu gereği gibi bakım yapmamasından kaynaklanır ve düşme kazalarında özel mülk sahiplerinin sorumluluğuna benzer bir mantıkla, idarenin hizmet kusuru değerlendirmesi gündeme gelir. Buna karşılık bir sürücü, yoldaki çökme nedeniyle aracının kontrolünü kaybedip kazaya karışırsa artık bir trafik kazası söz konusudur ve dava başka bir mahkemede görülür.
Hizmet Kusuru Kavramı: Belediyenin Sorumluluğu Hangi Hallerde Doğar?
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu bir kamu hizmetini hiç yapmaması, gereği gibi yapmaması veya geç yapmasıdır. Bu kavram kamu hastanelerinde yaşanan hizmet kusuru değerlendirmesiyle aynı mantığa dayanır ve idarenin üstlendiği her kamu hizmeti alanında geçerlidir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesi yol, kaldırım ve alt yapı bakımını belediyenin görevleri arasında sayar. Bir mahalledeki kaldırım taşının aylarca çökmüş halde kalması, defalarca şikayet edilmesine rağmen onarılmaması, tipik bir hizmet kusuru örneğidir. Burada aranan şey belediye çalışanının kişisel kusuru değildir, idarenin bir bütün olarak görevini kötü yerine getirmesidir.
Bunu bilmek önemlidir çünkü dava dilekçesinde kusur, belediyenin hangi somut ihmaline dayandırılırsa o kadar güçlü bir zemin oluşur. Yalnızca "kaza oldu" demek yetmez, bakımsızlığın süresi ve bildirim geçmişi gösterilmelidir.
Trafik Kazası ile Yaya Düşmesi Arasındaki Sınır: KTK m.110
Bu sınırı çizen hüküm, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesidir. Madde, sahibi veya işleteni devlet ya da diğer kamu kuruluşları olan araçların sebep olduğu zararlar dahil, kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini düzenler.
Ancak bu madde, olayda bir aracın işletilmesi bulunmadığında uygulama alanı bulmaz. Bir kişi market dönüşü, kaldırımdaki kırık parke taşına basıp kayarak düşerse ortada işletilen bir araç yoktur, zarar idarenin bakım ihmalinden doğmuştur. Bu fark gözden kaçırıldığında dava yanlış mahkemede açılır ve görevsizlik kararıyla zaman kaybedilir, hatta süre geçmiş olabilir.
İdari Yargıda Tam Yargı Davası Süreci Nasıl İşler?
Süreç idareye yazılı başvuru ile başlar, dava doğrudan mahkemede açılamaz. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi, idarenin bir eylem veya işlemi nedeniyle uğranılan zararların tam yargı davasıyla istenebileceğini düzenler.
Kanunun 13. maddesi, idari eylemden doğan zararlarda önce idareye başvuru şartı getirir. Başvuru, zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde zararın meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. İdare başvuruyu reddederse veya belirli bir süre içinde cevap vermezse bu durum zımni ret sayılır. Ret veya zımni ret üzerine genel dava açma süresi işlemeye başlar ve dava idare mahkemesinde açılır.
Diyelim ki bir yaya, Mart ayında bozuk bir yolda düşüp yaralandı. Önce belediyeye yazılı başvuru yapması, ardından gelecek ret ya da sessizlik üzerine belirlenen süre içinde idare mahkemesinde dava açması gerekir. Bu adımların sırası değiştirilemez, idareye başvurmadan doğrudan dava açılırsa dava usulden reddedilir.
Görev Tereddüdü Varsa Ne Yapılmalı? Pratik Değerlendirme
Olayda bir aracın karışıp karışmadığı netse görev sorunu da nettir, tereddüt ancak sınır durumlarda ortaya çıkar. Örneğin bir bisikletlinin yoldaki çökmeye takılıp düşmesi gibi ara durumlarda hangi yargı yolunun izleneceği tartışmaya açıktır.
Kanaatimizce bu tür sınır durumlarında ilk tercih idari yargı olmalıdır, çünkü zararın gerçek kaynağı aracın işletilmesi değil idarenin bakım ihmalidir. Adli yargıda açılan bir dava görev yönünden reddedilirse, görevli olmayan mercide açılan tam yargı davasının bu şekilde reddi halinde sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvuru şartı aranmaz, bu durum bir güvence sunar. Buna rağmen bu yolun denenmesi hem zaman hem masraf kaybına yol açar.
Uygulamada izlenecek sıra şudur. Önce olay tarihi, yer ve zararın belgelenmesi, ardından sorumlu idareye (büyükşehir, ilçe belediyesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi yol kime aitse ona) yazılı başvuru yapılması, başvuru sonucuna göre süresi içinde idare mahkemesinde dava açılmasıdır. Bu sıra atlanırsa haklı bir talep bile usul nedeniyle kaybedilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Kaldırımda düşme sonucu belediyeye dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mu?
Evet. İdari eylemden doğan zararlarda doğrudan dava açılamaz, önce idareye yazılı başvuru yapılmalı ve ret ya da zımni ret beklenmelidir. Bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir.
Yoldaki çökme nedeniyle araç kazası geçirenler de idare mahkemesine mi başvurur?
Hayır. Bir aracın kazaya karışması halinde 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi uygulanır ve dava adli yargıda görülür. İdari yargı yolu esas olarak araç olmadan gerçekleşen yaya düşmelerinde devreye girer.
İdareye başvuru süresini kaçırırsam ne olur?
Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve zarar tarihinden itibaren 5 yıllık süreler geçtikten sonra yapılan başvuru idare tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilir ve dava hakkı fiilen ortadan kalkar.
Kaldırımda ya da yolda bakım eksikliğinden kaynaklanan bir yaralanmayla karşılaşan kişinin ilk yapması gereken, olay yerini ve zararı fotoğraflarla belgelemek, varsa önceki şikayet ya da ihbar kayıtlarını toplamak ve ardından olayın gerçek kaynağına göre doğru idareye süresi içinde yazılı başvuruda bulunmaktır, çünkü bu alanda en sık rastlanan kayıp bir hak kaybı değil bir usul kaybıdır ve görev ile süre konusundaki bu ilk adım doğru atıldığında sürecin geri kalanı çok daha öngörülebilir hale gelir.
⚠️ Yasal Uyarı
Bu blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir.
Son güncelleme: Ekim 2026




Yorumlar