İş Kazası Tazminatından SGK Peşin Sermaye Değerinin Mahsubu Nasıl Yapılır?
SGK'nın iş kazası sonrası bağladığı sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri, peşin sermaye değerine çevrilerek iş kazası tazminatından mahsup edilir. Ancak 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi bu mahsubu peşin sermaye değerinin tamamına değil, SGK'nın işverenden veya kusurlu üçüncü kişiden gerçekten geri alabildiği rücu edilebilir kısma hasretmiştir.
📑 İçindekiler
Peşin Sermaye Değeri Nedir?
Tamamı mı, Rücu Edilebilir Kısmı mı Mahsup Edilir?
Hangi Tarihteki Değer Esas Alınır?
Kendi Kusuruna Denk Gelen Ödeme Mahsup Edilir mi?
Hatalı Mahsubun Sonuçları
Peşin Sermaye Değeri Nedir ve Tazminat Hesabında Nasıl Bir Rol Oynar?
Peşin sermaye değeri, SGK'nın bir sigortalıya veya hak sahiplerine bağladığı aylık gelirin, ileriye dönük tüm ödemeler tek seferde ödenecekmiş gibi hesaplanan toplu karşılığıdır. Bu tutar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21. maddesi çerçevesinde, sigortalının yaşı, gelirin türü ve kurumun belirlediği iskonto oranı dikkate alınarak hesaplanır.
Örneğin iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumu oluşan bir çalışana SGK tarafından aylık gelir bağlandığında, bu gelirin bugünkü karşılığı tek bir peşin sermaye değeri olarak çıkarılır ve açılacak tazminat davasında bu tutar referans noktası olur. Mahkemenin görevi, bu tutarın hangi oranda gerçek zarardan düşüleceğini belirlemektir.
Peşin sermaye değeri yalnızca bir muhasebe işlemi değildir. Zarar görenin hayatı boyunca alacağı sosyal güvenlik desteğinin bugünkü karşılığını temsil eder. Bu nedenle mahsup tartışmasının sonucu, kişinin eline geçecek nihai tazminatı doğrudan ve çoğu zaman ciddi oranda etkiler.
Peşin Sermaye Değerinin Tamamı mı, Yalnızca Rücu Edilebilir Kısmı mı Mahsup Edilir?
Yürürlükteki düzenlemeye göre mahsuba konu olan tutar peşin sermaye değerinin tamamı değildir. Mahsup, SGK'nın işverenden veya kusurlu üçüncü kişiden rücu yoluyla geri alabildiği kısımla sınırlıdır. Eski Borçlar Kanunu döneminde mahkemelerin büyük kısmı, zenginleşme yasağı gerekçesiyle peşin sermaye değerinin tamamını tazminattan indirme eğilimindeydi.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi bu yaklaşımı değiştirmiştir. Kanun, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu nedenle tam mahsup görüşünün kanunun lafzıyla bağdaşmadığını, rücu edilemeyen kısmın zarar görende bırakılmasının kanunun amacına daha uygun olduğunu düşünüyoruz.
Örneğin olayda işçinin kendi kusuru da bulunuyorsa, bu kusura denk gelen SGK ödemesi işverenden rücu edilemeyeceğinden, aynı kısmın tazminattan da mahsup edilmemesi gerekir. Aksi uygulama, işçiyi kendi kusuru nedeniyle fiilen iki kez cezalandırmış olur.
Mahsup Hesaplamasında Hangi Tarihteki Peşin Sermaye Değeri Esas Alınır?
Mahsuba esas alınacak tutar, gelirin bağlandığı tarihteki ilk peşin sermaye değeridir. Yargılama sırasında güncellenen ve gerçek zararla karşılaştırılan tutar, mahsup edilecek peşin sermaye değeri değil, gerçek zarar hesabıdır. SGK'nın peşin sermaye değeri tabloları, yaş, ömür beklentisi ve iskonto oranındaki güncellemelere bağlı olarak zamanla değişir.
Örneğin gelir bağlama tarihinden dava sonuçlanana kadar birkaç yıl geçmişse, bu süre içinde tablo değerlerinde ve kişinin yaşında değişiklik olacağından ilk hesaplanan peşin sermaye değeriyle güncel değer arasında fark çıkabilir. Bilirkişinin bu güncel farkı gözetmemesi, mahkemenin eksik veya fazla mahsup yapmasına yol açar. Bu noktada, tazminat hesabında kullanılan yaşam tablosu tartışması ile peşin sermaye değeri hesabı aynı aktüeryal mantığı paylaşır.
İşçinin Kendi Kusuruna Denk Gelen SGK Ödemesi Mahsup Kapsamına Girer mi?
Hayır, işçinin kendi kusuruna denk gelen SGK ödemesi mahsup kapsamına girmez. Bu kısım rücu edilemediği için zarar görende kalan bir sosyal güvenlik yardımı sayılır. 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi, peşin sermaye değerinin ancak belirli bir kısmının üçüncü kişilere rücu edilebileceğini öngörür.
Örneğin bilirkişi raporunda işçinin kusur oranı belirli bir yüzdeyle sabitlenmişse, SGK'nın işverenden rücu edebileceği tutar da bu oranla sınırlı kalır. Tazminattan mahsup edilecek tutarın da bu sınırlamaya tabi olması, hem işverenin kusur esaslı sorumluluğu ilkesiyle hem de kanunun rücu sistemiyle uyumludur.
Mahsup Hesabı Hatalı Yapılırsa Zarar Gören İçin Ne Gibi Sonuçlar Doğar?
Mahsup hesabı hatalı yapıldığında zarar gören, hak ettiği tazminatın bir kısmından mahrum kalabilir. Tam tersi bir hatada ise mahkeme, SGK'nın zaten karşıladığı bir kısmı gözardı ederek mükerrer bir ödeme kalemi oluşturabilir. Her iki durum da bilirkişi raporunun denetlenmesini gerektirir.
Uygulamada sıklıkla görülen bir sorun, bilirkişilerin peşin sermaye değerini tek bir kalem olarak ele alıp rücu edilebilir ve edilemez kısımları ayrıştırmamasıdır. Bu ayrıştırma yapılmadan verilen bir rapora dayanan hüküm, tarafların itirazına açık kalır ve yeniden inceleme süreci davanın uzamasına yol açar.
Örneğin bilirkişi raporunda peşin sermaye değerinin tamamı tek kalemde düşülürse, işçinin kendi kusuruna denk gelen ve hiçbir zaman rücu edilemeyecek kısım da elinden alınmış olur. Bu durum, kararın istinaf veya temyiz aşamasında bozulmasına sebep olabilecek nitelikte bir usul ve esas eksikliğidir.
İş Kazası Tazminatı Hesabında Mahsup Kontrolü İçin Dikkat Noktaları
SGK'dan gelen peşin sermaye değeri bildiriminin ilk hesap mı yoksa güncellenmiş hesap mı olduğunu kontrol edin.
Bilirkişi raporunda mahsubun peşin sermaye değerinin tamamı üzerinden mi, yalnızca rücu edilebilir kısmı üzerinden mi yapıldığını ayrıca sorgulayın.
Kusur oranı belirlemesinin SGK'nın rücu hesabıyla tazminat davasındaki mahsup hesabında tutarlı uygulandığından emin olun.
Gelir bağlama tarihinden hüküm tarihine kadar geçen sürede tablo değerlerindeki güncellemenin hesaba yansıtılıp yansıtılmadığını kontrol edin.
⚠️ Yasal Uyarı
Bu blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir.
Son güncelleme: Ekim 2026


Yorumlar