top of page

Sigorta Şirketine Karşı Tazminat Davasında Dava Şartı Arabuluculuk Uygulanır mı?

gezgincikina
2 saat önce
4 dakikada okunur

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08.05.2024 tarihli, E. 2023/12689 K. 2024/4378 sayılı kararıyla netleşen bir noktaya göre sigorta şirketine karşı açılan tazminat davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı aranmaz. Bu kısa cevap, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki sigortacıya yazılı başvuru zorunluluğuyla sık sık karıştırılan ayrı bir hukuki kurumdur. Aradaki fark, davanın usulden reddedilme riskini doğrudan etkiler.

📑 İçindekiler

  1. Zorunlu Arabuluculuk Hangi Davalarda Dava Şartıdır

  2. Sigorta Şirketine Karşı Dava Neden Tartışmalı

  3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Kararı

  4. KTK m.97 ile Arabuluculuk Dava Şartı Farkı

  5. İhtiyari Arabuluculuk Ne Zaman Avantajlı

  6. Sigorta Tahkim Komisyonu İçin Gelecek Tartışması

Zorunlu Arabuluculuk Hangi Davalarda Dava Şartıdır

Zorunlu dava şartı arabuluculuk, kanunun açıkça saydığı sınırlı sayıda alanla kısıtlıdır. İlk alan ticari davalardır. 7155 sayılı Kanun'la 2019 yılından itibaren Türk Ticaret Kanunu'na eklenen m.5/A, konusu bir miktar para alacağı veya tazminat olan ve her iki tarafın da tacir sıfatını taşıdığı davalarda arabuluculuğu dava şartı haline getirmiştir.

İkinci alan iş hukuku uyuşmazlıklarıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi işçi-işveren alacak ve tazminat davalarında arabuluculuğu zorunlu kılar. Üçüncü alan ise tüketici uyuşmazlıklarıdır, belirli parasal sınırların üzerindeki talepler için arabulucuya gidilmesi şarttır.

Örneğin bir toptan satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında taraflardan biri dava açmadan önce arabulucuya başvurmazsa mahkeme işin esasına girmeden davayı usulden reddeder. Sigorta şirketine karşı açılan bir tazminat davasının bu üç kategorinin hangisine girdiği ise açık değildir, çünkü kanun bu davayı ayrıca saymamıştır.

Dava şartı arabuluculuk, kanunun saydığı sınırlı uyuşmazlık türleriyle sınırlıdır.

Sigorta Şirketine Karşı Dava Neden Tartışmalı

Tartışma, sigorta şirketinin tacir sayılmasına rağmen davanın "ticari dava" tanımına girip girmediği noktasında yoğunlaşır. TTK m.4/1 fıkrasına göre Kanunun kendisinde düzenlenen hususlardan doğan davalar mutlak ticari dava sayılır ve tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava kabul edilir; tacir sıfatı şartı yalnızca nispi ticari dava kategorisi için geçerlidir.

Bazı görüşler, sigorta sözleşmesinin "ticari iş" sayılmasından hareketle davayı tek taraflı da olsa ticari dava kabul etmeye çalışır. Ancak bu yaklaşım, kanunun açık lafzını aşan bir yorum genişletmesi anlamına gelir ve hak arama özgürlüğünü daraltan bir ek yük getirir.

Örneğin aracı hasarlanan ve kusuru bulunmayan bir sürücü sigorta şirketine karşı dava açtığında taraflardan sadece sigorta şirketi tacirdir, davacı sürücü tacir değildir. Bu asimetri, davanın TTK m.5/A kapsamına sokulmasını hukuken zorlaştırır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Kararı

Yargıtay, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığına hükmetmiştir. Karar, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine verilmiştir ve bir trafik kazasında araçta oluşan değer kaybının tazminine ilişkin bir dosyadan doğmuştur.

İlk derece mahkemesi, davacının sigortacıya arabuluculuk dava şartı kapsamında başvurmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararı bozarken iki ayrı tespit yapmıştır. Birincisi, 2918 sayılı Kanun'la düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayalı davalar zaten zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir.

İkincisi, davacı dava öncesinde zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari arabuluculuğa başvurmuştur ve bu sayede sigorta şirketi rizikodan ve kapsamından haberdar olmuştur. Örneğin ihtiyari olarak arabulucuya gidip anlaşmama tutanağı alan bir davacı, dava şartı eksikliği gerekçesiyle reddedilme riskiyle karşılaşmamalıdır çünkü sigorta şirketi zaten bilgilendirilmiştir.

İhtiyari arabuluculuk, zorunlu olmasa da sigorta şirketini rizikodan haberdar etmenin pratik bir yoludur.

KTK m.97 ile Arabuluculuk Dava Şartı Farkı

KTK m.97 başvuru şartı ile arabuluculuk dava şartı iki farklı kurumdur ve biri diğerinin yerini otomatik olarak almaz. KTK m.97, zarar görenin dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapmasını arar, arabuluculuk dava şartı ise kanunun saydığı belirli uyuşmazlık türlerinde arabulucuya gidilmesini şart koşar.

Yargıtay'ın yukarıdaki kararında vurguladığı nokta, ihtiyari arabuluculuk sürecinin fiilen KTK m.97'deki başvuru işlevini görebileceğidir. Çünkü arabuluculuk görüşmesi sırasında sigorta şirketi rizikonun gerçekleştiğinden ve kapsamından haberdar edilmiş olur.

Örneğin sigortacıya hiç başvurmadan doğrudan dava açan bir davacı, bu eksikliği sonradan gidermek zorunda kalabilir. Buna karşılık dava öncesinde arabulucuya gidip sigorta şirketine yazılı bildirim niteliğinde bir çağrı yapılmışsa, mahkemenin bu süreci KTK m.97 anlamında yeterli kabul etmesi beklenir.

İhtiyari Arabuluculuk Ne Zaman Avantajlı

Zorunlu olmasa da ihtiyari arabuluculuk, sigorta şirketini rizikodan haberdar etmenin ve süreci hızlandırmanın pratik bir yoludur. Arabuluculuk süreci tarafları bir araya getirip anlaşma ihtimalini test eder, anlaşma olmasa bile davanın hazırlık aşamasına değer katar.

Bu yol özellikle taraflar arasında tutar konusunda yakınlık olan ama kusur oranında anlaşmazlık bulunan dosyalarda işe yarar. Arabuluculuk masaya oturmayı sağlayarak dava süresini kısaltabilir ve mahkeme masraflarından tasarruf ettirebilir.

Örneğin kusur oranı üzerinde fikir ayrılığı bulunan ama tazminat tutarında tarafların birbirine yakın olduğu bir dosyada arabuluculuk görüşmesi, dava açılmadan önce makul bir çözüm üretebilir. Anlaşma olmazsa alınan tutanak, dava dosyasına güçlü bir delil olarak eklenir.

Sigorta Tahkim Komisyonu İçin Gelecek Tartışması

Taslak düzenlemelerde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru öncesi arabuluculuğun dava şartı haline getirilmesi tartışılıyor, ancak bu düzenleme henüz yürürlüğe girmedi. Bu öneri kabul görürse mevcut Yargıtay çizgisi, sadece devlet mahkemelerinde açılan davalar için değil Tahkim Komisyonu başvuruları için de yeniden değerlendirilmek zorunda kalabilir.

Böyle bir genişlemenin hak arama özgürlüğü açısından ölçülü kalması önemlidir. Zarar gören kişiye ek bir usuli aşama yüklemek, özellikle küçük tutarlı taleplerde süreci kısaltmak yerine uzatma riski taşır.

Örneğin küçük tutarlı bir sigorta tazminatı talebinde zorunlu bir arabuluculuk aşaması eklenirse, zarar gören kişi hem zaman hem masraf açısından ek bir yük altına girebilir. Bu nedenle böyle bir düzenlemenin kapsamı dikkatle sınırlandırılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Sigorta şirketine karşı tazminat davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Hayır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel kararına göre zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı aranmaz. Bu davalar TTK m.5/A kapsamındaki ticari dava tanımına girmediği için zorunlu arabuluculuk kuralının dışında kalır.

Arabuluculuğa gitmeden dava açarsam davam reddedilir mi?

Dava şartı arabuluculuğun uygulandığı ticari, iş hukuku ve tüketici uyuşmazlıkları dışında arabulucuya gitmemek davanın usulden reddine yol açmaz. Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davasında asıl dikkat edilmesi gereken nokta, KTK m.97'deki yazılı başvuru şartının yerine getirilip getirilmediğidir.

İhtiyari arabuluculuk KTK m.97 başvurusunun yerini tutar mı?

Yargıtay'ın yaklaşımına göre, ihtiyari arabuluculuk sürecinde sigorta şirketi rizikodan ve kapsamından yazılı olarak haberdar edilmişse bu süreç KTK m.97 anlamındaki başvuru şartının amacını gerçekleştirmiş sayılabilir. Ancak bu değerlendirme dosyanın somut özelliklerine göre değişir.

Sigorta şirketine karşı tazminat davası açmadan önce atılacak ilk adım, dosyanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamındaki yazılı başvuru şartını taşıyıp taşımadığını netleştirmektir, çünkü bu şart zorunlu arabuluculuktan bağımsız olarak ayrıca aranır. Zorunlu olmasa da ihtiyari arabuluculuğa başvurmak, sigorta şirketini rizikodan haberdar etmenin yanında dosyayı dava açılmadan önce değerlendirme fırsatı da verir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun genel çerçevesi ile Yargıtay'ın güncel kararı birlikte değerlendirildiğinde, davanın usulden reddedilme riskini en aza indirmenin yolu, arabuluculuğu bir zorunluluk değil ama stratejik bir ön adım olarak kullanmaktan geçer.

⚠️ Yasal Uyarı

Bu blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir.

Son güncelleme: Ekim 2026

Yorumlar


bottom of page