Arabuluculuk Anlaşma Belgesine Rağmen Ek Tazminat Talep Edilebilir mi?
Arabuluculuk anlaşma belgesi imzalandıktan sonra ek tazminat talebi, kural olarak mümkün değildir. Çünkü bu belge 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca ilam niteliğinde sayılır ve tarafları bağlar. Ancak gabin, hata, hile veya ikrah gibi irade sakatlığı hâllerinde belgenin geçerliliği bir yıl, her hâlde beş yıl içinde dava yoluyla sorgulanabilir. Anlaşma kapsamı dışında sonradan ortaya çıkan yeni bir zarar kalemi için de ayrı bir talep her zaman gündeme gelebilir.
📑 İçindekiler
Anlaşma Belgesi Neden Dava Kadar Bağlayıcıdır?
2026 itibarıyla trafik kazası, iş kazası ve tıbbi hata kaynaklı tazminat uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı, dava açılmadan önce arabuluculuk masasında çözülüyor. Taraflar bir rakamda anlaştığında ve bunu arabulucu huzurunda imzaladığında ortaya çıkan belge, sıradan bir sözleşme değildir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesi bu belgeyi, taraflar ve avukatlarıyla arabulucunun birlikte imzalaması hâlinde ilam niteliğinde belge sayar.
Somut bir örnek üzerinden düşünelim. Bir iş kazası mağduru, işvereniyle arabuluculukta anlaşıp imza atmışsa, bu belge icra edilebilirlik şerhine dahi gerek kalmadan doğrudan icraya konulabilir. Yani belge, mahkemenin verdiği bir kararla neredeyse aynı güce sahiptir. Bu güç, arabuluculuğun asıl amacından gelir. Uyuşmazlığı kalıcı ve tekrar açılamaz şekilde kapatmak.
💡 Bunu Biliyor Muydunuz?Arabuluculuk anlaşma belgesine karşı gabin iddiası, durumun öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde anlaşmanın imzalandığı tarihten başlayarak beş yıl içinde ileri sürülebilir. Bu süreler geçtikten sonra belge kural olarak kesinleşmiş sayılır.
Ek Tazminat Talebinin Mümkün Olduğu Üç Durum
"Anlaşma imzalandı, artık hiçbir şey yapılamaz" ifadesi de tam olarak doğru değildir. Pratikte ek talebi gündeme getirebilecek üç ayrı hukuki zemin var ve bunları birbirine karıştırmamak gerekir.
Birincisi, anlaşmanın geçerliliğine itiraz etmek. Yani "bu belge hiç oluşmamalıydı" demek. İkincisi, anlaşmanın kapsamı dışında kalan, o tarihte öngörülemeyen yeni bir zarar kalemi için ayrı dava açmak. Üçüncüsü ise sadece "az buldum" demek. Bunlardan yalnızca ilk ikisi hukuken bir sonuç doğurur, üçüncüsü tek başına yeterli değildir.
Örneğin bir trafik kazası mağduru, arabuluculukta araç değer kaybı için anlaşıp bedeli tahsil ettikten iki yıl sonra "keşke daha fazla isteseydim" diye düşünüyorsa, bu tek başına yeni bir dava hakkı doğurmaz. Ama aynı kişi anlaşma sırasında kalıcı bir sakatlığının bulunmadığını düşünürken, sonradan doktor raporuyla kalıcı maluliyeti tespit edilirse durum farklıdır.
Gabin ve İrade Fesadı: Anlaşmaya İtiraz
Anlaşmanın geçerliliğine itiraz etmenin klasik yolu, Türk Borçlar Kanunu'ndaki gabin ve irade fesadı hükümleridir. Gabin, taraf edimleri arasında açık bir oransızlık varsa ve karşı taraf, zayıf tarafın zor durumda kalmasından, deneyimsizliğinden veya düşüncesizliğinden bilerek yararlanmışsa söz konusu olur. Hata, hile ve ikrah ise iradenin özgürce oluşmadığı hâllerdir. Örneğin işveren, işçiye "bu teklifi kabul etmezsen tazminatın hiç ödenmez" diyerek baskı kurduysa, bu ikrah iddiasına konu olabilir.
Ancak bu iddiaların ispatı kolay değildir. Sadece "az para aldım" demek yetmez, edimler arasındaki oransızlığın ve karşı tarafın bu durumdan bilerek yararlandığının somut delillerle gösterilmesi gerekir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken şey, itirazın anlaşma belgesine karşı açılacak ayrı bir dava ile ileri sürülebilmesidir. Anlaşmanın iptali istemiyle açılan bu dava, doğrudan tazminatın artırılmasını değil, önce belgenin geçersizliğinin tespitini hedefler.
Sonradan Ortaya Çıkan Zarar Neden Farklıdır?
Uygulamada en çok karşılaşılan ve en çok yanlış anlaşılan durum budur. Bir iş kazası geçiren kişi, kaza sonrası düşük bir maluliyet oranıyla arabuluculukta anlaşabilir. Ancak yaralanma zamanla ilerler, ikinci bir ameliyat gerekir veya rapor yıllar sonra revize edilirse, ortaya anlaşma anında var olmayan, öngörülmesi mümkün olmayan yeni bir zarar çıkar.
Buradaki temel ayrım şudur. Anlaşma belgesi, taraflarca o tarihte bilinen ve öngörülen zararı kapsar. Öngörülemeyen, sonradan ortaya çıkan bedensel zarar kalemi ise anlaşmanın konusu dışında kalır. Bu nedenle böyle bir durumda açılacak dava, anlaşmayı iptal ettirmeyi değil, kapsam dışı kalan yeni zararın tazminini amaçlar. İki dava türü farklı hukuki dayanaklara sahiptir ve dilekçede bu ayrımın net yapılması, davanın kaderini belirler.
Kesinlik mi Adalet mi? Nerede Durmalı
Bu noktada iki görüş çarpışıyor. Bir kesim, arabuluculuğun işlevini korumak adına anlaşma belgesine dokunulmaması gerektiğini savunuyor. Onlara göre her "az buldum" itirazına kapı açmak, kurumun güvenilirliğini baştan zedeler ve arabuluculuğu davadan farksız, belirsiz bir sürece dönüştürür. Diğer kesim ise mağdur lehine daha geniş bir yorum istiyor, özellikle bedensel zararlarda anlaşmanın adalete aykırı sonuçlar doğurmaması gerektiğini vurguluyor.
Kanaatimiz şu. Anlaşmanın bağlayıcılığı, arabuluculuğun var oluş nedeni olduğu için istisnalar dar yorumlanmalıdır. Gabin ve irade fesadı iddiaları, somut ve güçlü delillerle desteklenmediği sürece kabul görmemelidir. Buna karşılık, sonradan ortaya çıkan ve o tarihte öngörülmesi imkânsız bedensel zarar kalemlerinde katı bir "artık hiçbir şey istenemez" yaklaşımı da adaletsiz sonuçlar doğurur. Doğru çizgi, belgenin bilinen zararı kapsadığını kabul edip, bilinmeyeni dışarıda bırakmaktır.
Ek Talep Öncesi İzlenmesi Gereken Yol
Arabuluculuk anlaşması imzaladıktan sonra ek bir talebiniz olduğunu düşünüyorsanız, doğrudan dava açmadan önce birkaç adımı sırayla değerlendirmek gerekir. Önce hangi zeminde durduğunuzu netleştirin. Anlaşmanın geçerliliğine mi itiraz ediyorsunuz, yoksa kapsam dışı yeni bir zarar mı ortaya çıktı?
Sonra elinizdeki tıbbi rapor, bilirkişi görüşü veya yeni delilleri toplayın ve bunların anlaşma tarihinde gerçekten bilinmediğini gösterin. Son olarak, süre hesabını gözden kaçırmayın. Gabin ve irade fesadı iddialarında bir ve beş yıllık süreler işlemeye devam eder, bu süreler geçtikten sonra itiraz hakkı kural olarak düşer.
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculuk anlaşma belgesi mahkeme kararı gibi kesin midir?
Evet, taraflar ve avukatlarıyla arabulucu tarafından birlikte imzalanan anlaşma belgesi ilam niteliğinde sayılır ve doğrudan icraya konulabilir. Ancak gabin veya irade fesadı gibi hâllerde geçerliliği ayrı bir davada tartışılabilir.
Arabuluculuk anlaşmasını iptal ettirmek için süre sınırı var mı?
Gabin iddiası, öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde anlaşma tarihinden başlayarak beş yıl içinde ileri sürülmelidir. İrade fesadı hâllerinde de benzer şekilde bir yıllık süre işler.
İş kazası sonrası maluliyet oranı artarsa ne yapılmalı?
Anlaşma tarihinde bilinmeyen ve sonradan tespit edilen kalıcı zarar kalemi için, mevcut anlaşmayı iptal ettirmeden, kapsam dışı kalan bu yeni zararın tazmini istemiyle ayrı bir dava açılması değerlendirilebilir.
Arabuluculuk anlaşması avukatsız imzalanırsa geçersiz mi olur?
Avukatsız imzalanan anlaşma tek başına geçersizlik sebebi değildir, ancak avukat bulunmaması hâlinde tarafların hak kaybına uğrama riski artar ve bu durum sonradan ileri sürülecek irade fesadı iddialarında değerlendirmeye alınabilir.
Özetle şu noktalar akılda kalmalı.
Arabuluculuk anlaşma belgesi, imzalandığı andan itibaren ilam niteliğinde ve büyük ölçüde bağlayıcıdır.
Ek talep ancak gabin, irade fesadı veya kapsam dışı yeni bir zarar kalemi varsa hukuken anlam kazanır.
Sadece "az buldum" düşüncesi tek başına yeni bir dava hakkı doğurmaz.
Süre hesabı kritik olduğu için, olası bir itirazı geciktirmeden değerlendirmek gerekir.
⚠️ Yasal UyarıBu blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir. Son güncelleme: Eylül 2026


Yorumlar